e-ISSN 2147-8325
Volume : 2 Issue : 2 Year : 2022
Veri Tabanları
Uygulamalar
Üyelikler
TÜRK İMMÜNOLOJİ DERGİSİ - Turk J Immunol: 2 (2)
Cilt: 2  Sayı: 2 - 2014
1.
Türk İmmünoloji Dergisi
Turkish Journal of Immunology

Sayfalar 1 - 11
Makale Özeti | Tam Metin PDF

ORIJINAL ARAŞTIRMA
2.
CpG-ODN Yüklü DC-Kolesterol İçeren Nano-lipozomların İnflamazomu Tetiklemeleri ve İmmün Uyarıcı Etkileri
Inflammasome Induction and Immunostimulatory Effects of CpG-ODN Loaded Liposomes Containing DC-Cholesterol
Banu Bayyurt, İhsan Gürsel
doi: 10.5606/tji.2014.324  Sayfalar 21 - 28
Amaç: Bu çalışmada, lipozomların kolesterol içeriği ve katyonik karakterinin immün yanıt üzerindeki etkisi araştırıldı. Gereç ve yöntemler: Yüksek miktarda 3ß-[N-(N’,N’-dimetilaminoetan)-karbamoil] kolesterol hidroklorid (DC-kolesterol) içeren lipozomlar hazırlanarak, içlerine dehidrasyon-rehidrasyon (DRV) yöntemiyle K- veya D-tipi CpG oligonükleotid (CpG-ODN) yüklendi. Dalak hücreleri ve lipopolisakkarit (LPS) ile ön muamele edilmiş periton eksüdat hücreleri (PEC), farklı dozlarda serbest ve lipozomda yüklü CpG-ODN’lerle inkübe edildikten sonra süpernatantlar toplandı ve sitokin (IFN-g, IL-12 ve IL-1ß) ELISA’sında kullanıldı. Ayrıca, LPS ile ön muamele edilmiş PEC hücreleri, farklı dozlarda DC-kolesterol içeren lipozomlarla uyarılarak süpernatantlarından IL-1ß tayini yapıldı. Bulgular: Düşük doz CpG-ODN içeren lipozomal formülasyonların, aynı doz serbest CpG-ODN’den daha fazla immün etkinleşmeye neden olduğu belirlendi. Yüksek doz lipozomal formülasyonların, dalak hücrelerinde proinflamatuvar sitokin üretimini azaltırken IL-1ß salgılattırdığı bulundu. LPS ile ön muamele edilen PEC’ler, boş lipozomlarla inkübe edildiklerinde, kendi başlarına inflamazomu lipozom miktarına bağlı olarak artırdığı görüldü. Değişik lipid molar oranlarında DC-kolesterol içeriği bulunan lipozomların IL-1ß üretimini lipid molar oranlarına bağlı olarak artırdığı gösterildi. Sonuç: Bu çalışma, lipozomdaki lipid oranı ve lipozomun tipine göre, içerisine yüklenen immün uyarıcı ajanın hücresel etkinliğini değiştirebileceğini ve inflamazomu etkinleştirme kabiliyetinin olduğunu ortaya koymuştur.
Objectives: This study aims to investigate the effects of cholesterol content and cationic property of liposomes on immune response. Materials and methods: Liposomes containing high amounts of 3ß-[N-(N',N'-dimethylaminoethane)- carbamoyl] cholesterol hydrochloride (DC-cholesterol) were prepared and loaded with K- and D-type CpG oligonucleotide (CpG-ODN) via dehydration-rehydration (DRV) method. After splenocytes and peritoneal exudate cells (PECs) primed with lipopolysaccharide (LPS) was incubated either with free or liposomal CpG-ODN counterparts, supernatants were collected and used in cytokine (IFN-g, IL-12 and IL-1ß) ELISA. Additionally, supernatants of PECs primed with LPS and stimulated with liposomes containing different doses of DC-cholesterol were collected and used in IL-1ß ELISA assay. Results: Low-dose CpG-ODN loaded liposomal formulations induced higher immune activation than free CpG-ODN at the same dose. While high-dose liposomal CpG-ODN formulations decreased pro-inflammatory cytokine production in splenocytes, they increased the secretion of IL-1ß. Inflammasome activation was increased in a dose dependent manner when PECs primed with LPS were incubated with only liposomes. Varying lipid molar ratios of DC-Cholesterol containing liposomes increased IL-1ß production based on increasing lipid molar ratio. Conclusion: This study revealed that type and lipid ratio of liposomes may alter the cellular efficacy of the loaded immune-stimulatory agent and may initiate inflammasome activation.

DERLEME
3.
Sentetik Haberci Ribonükleik Asit Bazlı Kanser Aşıları
Synthetic Messenger Ribonucleic Acid-Based Cancer Vaccines
Mustafa Diken
doi: 10.5606/tji.2014.326  Sayfalar 29 - 33
Bir immünoterapi yöntemi olarak kanser aşılarının önemi günümüzde hızla artmaktadır. Bu aşılar içinde haberci ribonükleik asit (mRNA) bazlı aşılar, tümöre özgü antijen kodlayan mRNA’nın direkt olarak vücuda verilmesi ile mRNA’yı içine alan dendritik hücreler tarafından bu antijenlerin hücre yüzeyinde sunularak antijene özgü T hücrelerinin aktif hale getirilmesini amaçlar. Bu T hücreleri tümör hücreleri üzerinde sunulan antijenleri tanıyarak, tümöre karşı etkin bir savunma yapılmasını sağlar. Moleküler yapısı gereği hücre içi reseptörlere bağlanan mRNA, bağışıklık sistemini aktive eden bir adjuvant görevi de görmektedir. Haberci rinonükleik asit hem laboratuvar hem de klinik kalitede standart moleküler biyolojik yöntemler kullanılarak bir ya da bir kaç antijeni kodlayacak şekilde üretilebilmekte ve çeşitli yapısal oluşumları optimize edilerek kolayca tasarlanabilmektedir. Bu derlemede mRNA’yı direkt olarak deri içine ya da lenf düğümlerine enjekte edilmesini konu alan mRNA aşıları ele alınmaktadır. Bu mRNA bazlı aşılar gerek klinik öncesi gerek klinik çalışmalarda değişik kanser türleri için denenmekte ve kansere karşı yapılan savaşta umut vaat etmektedir.
Cancer vaccines have recently gained a great importance as a type of immunotherapy. Among these, messenger ribonucleic acid (mRNA)-based vaccines aim to activate antigen-specific T cells by dendritic cells which internalize mRNA and present the mRNA-encoded tumor antigens upon direct administration of mRNA. These T cells recognize the antigens presented by tumor cells and mediate an efficient anti-tumoral activity. Thanks to its molecular structure, mRNA also serves an adjuvant activating the immune system through binding to intracellular receptors. Coding for one or more antigens, mRNA can be produced in laboratory as well as clinical quality using standard molecular biology techniques and designed easily through optimization of various structural elements. In this review, mRNA vaccines which involve direct injection of mRNA intradermally or intranodally (into the lymph node) are discussed. These mRNA vaccines are currently being tested in various preclinical and clinical studies and hold promise for the fight against cancer.

4.
Eksozomlar: Tanı ve Tedavide Kullanılabilen Doğal Nanokesecik Adayları.
Exosomes: Natural Nanovesicle Candidates Used in the Diagnosis and Treatment
Tamer Kahraman, Gözde Güçlüler, İhsan Gürsel
doi: 10.5606/tji.2014.323  Sayfalar 34 - 40
Eksozomlar bilinen tüm hücreler tarafından ortama salınan nanokeseciklerdir. 1980’li yıllarda ilk keşiflerini takiben sadece istenmeyen molekülleri hücre dışına atmaktan sorumlu hücre artıkları olarak anılsalar da son 20 yılda yapılan çalışmalar bu keseciklerin önemli fizyolojik görevleri olduğunu ortaya çıkarmıştır. Tüm vücut sıvılarından elde edilebilen bu kesecikler hücreler arası iletişim, sinyal iletimi, genetik materyal transferi ve immünolojik yanıtın düzenlenmesi gibi birçok biyolojik aktivitede önemli rol almaktadır. Eksozomlar çok değişik görevleri nedeni ile hastalık patogenezinde önemli rol oynamaktadır. Tüm bu görevleri göz önüne alındığında eksozomlar hem tanı hem de tedavide kullanılabilir. Farklı hücrelerden köken alan eksozomların immün baskılayıcı ve etkinleştirici özelliklerinin bulunması otoimmün ve immün baskılama gibi durumlarda, immün işlevin düzenlenmesini sağlayacak terapötik uygulamaları söz konusudur. Bunun yanı sıra, doğal bir nanotaşıyıcı olmalarından dolayı eksozomlar hem adjuvanın hem de antijenin taşınabildiği yeni nesil aşıların tasarımına olanak sağlamaktadır. Eksozomların tedavi edici uygulamalarının yanı sıra hastalık patogenezlerinde rol almasından dolayı prostat kanseri, glioblastom, akciğer yassı hücreli karsinomu ve hepatoselüler karsinom gibi kanser çeşitlerinin tanısında da kullanılabileceğine dair bulgular vardır.
Exosomes are nano-vesicles released by all known cells. Although they were called as residual cells acting as a cleaner of undesired molecules out of cell during the first discovery in 1980s, recent studies have revealed critical physiological tasks of these vesicles over the past 20 years. These vesicles which can be produced by all body fluids play an important role in many biological activities including intracellular communication, signal conduction, genetic material transfer, and regulation of immune response. Due to their several tasks, exosomes play a crucial role in the disease pathogenesis. Considering all these tasks, exosomes can be considered in both diagnosis and treatment. Exosomes originating from distinct cells have immunosuppressive and immunostimulatory features and, thereby, therapeutic attempts which regulate immune function in case of autoimmune and immunosuppression. In addition, thanks to being natural nano-carriers, exosomes may pave the way for the development of new-generation vaccines containing both adjuvant and antigen. Besides therapeutic applications, there are evidences indicating that exosomes can be used in the diagnosis of several cancer forms including prostate cancer, glioblastoma, squamous-cell lung carcinoma and hepatocellular carcinoma, as they play a role in the disease pathogenesis.

LookUs & Online Makale