e-ISSN 2147-8325
Volume : 10 Issue : 1 Year : 2022
Veri Tabanları
Uygulamalar
Üyelikler
TÜRK İMMÜNOLOJİ DERGİSİ - Turk J Immunol: 10 (1)
Cilt: 10  Sayı: 1 - 2022
1.
Kapak
Cover

Sayfa I

EDITÖRYAL
2.
Editörden
Editorial
Günnur DENİZ
Sayfa II

DERLEME
3.
HIV Tedavisi için CCR5 Gen Düzenlemesi: Yeni Bir Tedavi Yaklaşımı
Gene-editing of CCR5 for the Treatment of HIV: A Novel Therapeutic Approach
Ramakrishnan Veerabathiran, Shahil Ahamed Mansoor, Iyshwarya Bhaskar Kalarani, Vajagathali Mohammed
doi: 10.4274/tji.galenos.2022.47965  Sayfalar 1 - 11
İnsan immün yetmezlik virüsünün (HIV) 21. yüzyılın tıbbi pandemisi olduğu, 77.3 milyon insanı enfekte ettiği ve 34.5 milyon insanın ölümüne neden olduğu düşünülmektedir. Bugüne kadar yapılan çeşitli araştırmalar, HIV’nin yapısı, değişkenliği ve replikasyonu, enfeksiyonla ilişkili virolojik ve immünolojik mekanizmalar hakkındaki bilgilerimizi derinleştirmiş ve yeni terapötik yaklaşımların tasarlanmasına yardımcı olmuştur. Anti-retroviral tedavi, AIDS’i ölümcül bir hastalıktan, kontrol edilebilir bir hastalığa dönüştürmüştür. HIV-1 girişi için, 1996 yılında, CCR5 ve CXCR4 ko-reseptör olarak tanımlanmıştır. CCR5, HIV-1 girişi için en kritik kemokin ko-reseptörüdür. 2008’de, mutant CCR5-delta 32 homozigot kök hücrelerinin HIV ile enfekte insanlara allojenik nakli, devam eden viral kontrol ve belki de HIV’in neslinin yok olması ile sonuçlanmıştır. O zamandan beri, HIV’ye bağışıklık kazandırmak için, bu yöntemin daha geniş bir popülasyona yayılmasına ve transkripsiyon aktivatör benzeri efektör nükleazlar, çinko parmak nükleazlar ve hematopoietik kök hücrelerde kümelenmiş düzenli aralıklı kısa palindromik tekrarlar gibi gen düzenleme tekniklerinin kullanılmasına güçlü bir vurgu yapılmıştır. Bu araştırmanın amacı, olası bir HIV tedavisi yaklaşımı olarak allojenik hematopoietik kök hücre naklinde gen düzenleme yöntemlerinin kullanımını incelemektir. Literatüre dayalı olarak, CCR5 geninde 32bp çıkarılması için hematopoietik kök hücrelerde CCR5 genini düzenlemek amacıyla gen düzenleme yöntemleri uygulanan HIV bulaşmış deneklerin, maksimum sayıda hastada pozitif sonuçları artırdığı kanıtlanmıştır.
Human immunodeficiency virus (HIV) was thought to be the medical pandemic of the 21st century, infecting 77.3 million people and being the cause of the deaths of 34.5 million people. To date, various studies have deepened our understanding of the structure, variability, and replication of HIV, considered virological and immunological mechanisms associated with the infection and helped design new therapeutic approaches. Antiretroviral treatment has transmuted AIDS from a deadly condition specific to a prolonged, controllable disease. In 1996, CCR5 and CXCR4 were co-receptors for HIV-1 entrance. CCR5 is the most critical chemokine co-receptor for HIV-1 entry. In 2008, allogeneic transplantation of mutant CCR5-d32 homozygous stem cells into HIV-infected people resulted in ongoing viral control and maybe extinction of HIV. Since then, there has been a strong emphasis on expanding this method to a larger population and using gene-editing techniques like transcription activator-like effector nucleases, zinc finger nucleases and clustered regularly interspaced short palindromic repeats in hematopoietic stem cells to make subjects immune to HIV. This research aims to look at the use of gene-editing methods in allogeneic hematopoietic stem cell transplantation as a possible HIV treatment approach. Based on the literature, it is found that subjects infected with HIV who underwent gene-editing methods to edit the CCR5 gene on hematopoietic stem cells for 32 bp removal in the CCR5 gene have been proven to enhance positive results of the maximum number of patients.

4.
Yüz Yıllık Tüberküloz Aşısı: Bacille Calmette-Guérin Tarihçesi - BCG Aşısı Koruyucu Eğitilmiş Bağışıklığı Başlatabilir Mi?
One Hundred of Tuberculosis Vaccine: History of Bacille Calmette-Guérin - Could BCG Vaccination Induce Trained Immunity?
Gönül Aslan, Deniz Alkaya
doi: 10.4274/tji.galenos.2022.98598  Sayfalar 12 - 21
Tüberküloz (TB) Mycobacterium tuberculosis kompleksi’nin etken olduğu ciddi etkileri nedeniyle insanlık tarihi boyunca toplumları derinden etkileyen bulaşıcı bir hastalıktır. TB’den korunmada tarihi bir öneme sahip olan Bacille Calmette-Guérin (BCG) aşısı 100 yıllık geçmişi ile bugüne kadar 4 milyardan fazla kişiye uygulanmıştır. TB’den korunmada BCG’den daha etkili aşı geliştirme çalışmaları sürerken, BCG’nin koronavirüs hastalığı pandemisine karşı koruyuculuğu ile ilgili çalışmalarla BCG, 100. yaş gününde yeniden şaşırtıcı bir şekilde gündeme gelmiştir. BCG’nin, bulaşıcı hastalıklar üzerindeki non-spesifik/TB dışı etkisine ek olarak, insanlarda mesane kanseri tedavisinde 1976 tarihinden itibaren “Gıda ve İlaç Dairesi” onaylı immünomodülatör olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, yaygın genital siğiller için topikal tedavide immünoterapi ajanı olarak kullanımına yönelik çalışmalar da sürmektedir. BCG aşısının TB enfeksiyonu riskini yaklaşık %50 oranında azaltması aslında sınırlı bir etkinlik olsa da diğer enfeksiyonlara karşı korunmada heterolog ve eğitimli bağışıklık aracılığı ile non-spesifik etkilerinin ortaya konması aşıya olan ilgiyi canlı tutmaktadır. Bu çalışma BCG aşısının keşfedilme ve gelişim öyküsünü, tarihçesini ve TB dışı enfeksiyon hastalıklarındaki immünolojik mekanizmalara etkisini derlemek için planlanmıştır.
Tuberculosis (TB) is an infectious disease that has deeply affected societies throughout human history due to the serious effects of Mycobacterium tuberculosis complex. The Bacille Calmette-Guérin (BCG) vaccine, which has a historical importance in the prevention of TB, has been administered to more than 4 billion people with its 100-year history. While the studies to develop a more effective vaccine than BCG in the prevention of TB continue, BCG has surprisingly came to the fore again on its 100th birthday with the studies on the protection of BCG against the coronavirus disease pandemic. In addition to the non-specific/non-TB effect of BCG on infectious diseases, it has been used as a ‘‘Food and Drug Administration’’ approved immunomodulator in the treatment of bladder cancer in humans since 1976. In addition, studies on its use as an immunotherapy agent in topical treatment for common genital warts are ongoing. Although the fact that the BCG vaccine reduces the risk of TB infection by approximately 50% is actually a limited efficacy, the non-specific effects of heterologous and trained immunity in protection against other infections keep the interest in the vaccine alive. This study was planned to compile the discovery and development history of BCG vaccine, its history and its effect on immunological mechanisms in non-TB infectious diseases.

ORIJINAL ARAŞTIRMA
5.
Glukokortikoidler, Alerjik Rinitli Hastalarda GATA-3 Ekspresyon Seviyesini Düşürdü, ancak FOXP3 Ekspresyon Seviyesini Artırdı
Glucocorticoids Decreased GATA-3 Expression but Increased FOXP3 Expression in Allergic Rhinitis Patients
Soraya Bilvayeh, Seyed Hamidreza Mortazavi, Farhad Salari, Ali Gorginkaraji
doi: 10.4274/tji.galenos.2022.35220  Sayfalar 22 - 27
Amaç: Alerjik rinit (AR), alerjik hastalığın en yaygın şeklidir. T-hücreleri bu hastalığın gelişmesinde ve kontrolünde önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı glukokortikoidler (GC) ile tedavi edilen AR’li hastaların periferik kan hücrelerinde Th2, Th17 ve T düzenleyici hücrelere özgü transkripsiyon faktörlerinin (sırasıyla, GATA-3, RORγt ve FOXP3) ekspresyon düzeyini araştırmak ve sağlıklı kontrollerle karşılaştırılmasıdır.
Gereç ve Yöntem: Glukortikoid tedavisi alan 32 AR’li hastadan ve 20 sağlıklı kontrolden kan alındı. RNA, periferik kan hücrelerinden ekstrakte edildi ve daha sonra cDNA’ya dönüştürüldü. cDNA, gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyon ve spesifik primerler kullanılarak GATA-3, RORγt ve FOXP3’ün ekspresyon seviyelerini ölçmek için kullanıldı. AR’li hastalarda ve sağlıklı kontrollerde serum IgE seviyeleri ELISA kullanılarak ölçüldü.
Bulgular: Sonuçlarımıza göre GC tedavisi alan AR’li hastalarda sağlıklı kontrollere göre FOXP3 ekspresyon seviyeleri anlamlı derecede yüksekken GATA-3 ekspresyon seviyeleri anlamlı derecede düşük bulunmuştur. Bununla birlikte, AR’li hastalarda ve sağlıklı kontrollerde RORγt ekspresyon seviyesi açısından fark saptanmamasına karşılık, AR’li hastalarda serum IgE düzeyleri sağlıklı kontrollere göre daha yüksek saptanmıştır.
Sonuç: Bu sonuçlar, hem hasta hem de kontrol gruplarında RORγt ekspresyon seviyesinin benzer olduğunu, GC’lerin GATA-3 ekspresyon seviyesini azalttığını ancak FOXP3 ekspresyon seviyesini artırdığını göstermiştir.
Objective: Allergic rhinitis (AR) is one of the most common allergic diseases worldwide. T lymphocytes play an important role in the development and control of this disease. This study aimed to measure the levels of Th2, Th17, and regulatory T cell-specific transcription factors (GATA-3, RORγt, and FOXP3, respectively) in the blood of AR patients treated with glucocorticoids (GCs) compared to those in healthy controls.
Materials and Methods: Blood samples were collected from 32 patients with AR treated with GCs and 20 healthy individuals. RNA was extracted from the blood cells, and cDNA was synthesized. The expression levels of GATA-3, RORγt, and FOXP3 were measured by real-time polymerase chain reaction. Serum IgE levels in the patients and controls were measured using ELISA.
Results: Our results showed that AR patients expressed significantly higher levels of FOXP3 and lower levels of GATA-3 than healthy controls. However, the level of RORγt was not significantly different between the patients and healthy controls. In addition, serum IgE levels were higher in patients with AR than in the controls.
Conclusion: These results showed that treatment of patients with GCs increased FOXP3 expression and decreased GATA-3 expression but had no significant effect on RORγt expression.

6.
İlk ve 21. Gün anti SARS-CoV-2 anti-spike IgM ve IgG Yanıtlarının Karşılaştırılması
Comparison of First and 21st Day anti SARS-CoV-2 anti-spike IgM and IgG Responses
Muhammed Emin Düz, Aydın Balcı, Elif Menekşe, Mustafa Durmaz, Alper Gümüş
doi: 10.4274/tji.galenos.2022.58070  Sayfalar 28 - 33
Amaç: Koronavirüs hastalığı-2019 (COVID-19) enfeksiyonuna yanıt olarak üretilen antikor kinetikleri hakkında henüz kesin bilgi yoktur. Farklı hasta gruplarında antikor seviyelerinin bilinmesi hayatidir. Çalışmamızda, COVID-19 enfeksiyonuna karşı geliştirilen immünoglobulin M (IgM) ve immünoglobulin G (IgG) tipi antikor düzeylerinin yaş grupları ve ilk şikayetlere göre karşılaştırılması amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Doksan dört COVID-19 hastasında tanı günü ve 21. günde hasta-başı test cihazı ile serum örneklerinde IgM ve IgG düzeyleri incelenmiştir. Antikor yanıtları yaş gruplarına ve klinik şikayetlere göre değerlendirilmiştir.
Bulgular: İlk gün IgM düzeyleri 21. günden ve 21. gün IgG düzeyleri birinci günden anlamlı olarak yüksekti (sırasıyla, p=0.006, p<0.001). İlk gün IgG ve 21. gün IgM düzeyleri pozitif saptanmıştır (>1). Çocuklarda IgG tipi antikor yanıtı baskın olurken, 65 yaş üstü ve genç erişkinlerde güçlü bir antikor yanıtının oluştuğu gözlenmiştir.
Sonuç: Başak proteinine karşı oluşan şiddetli akut solunum yolu sendromu-koronavirüsü-2 IgM antikorları, Sars-Cov-2'ye özgün olmak ile birlikte, ilk günden IgG antikorlarının oluşmasına rağmen, enfeksiyona karşı tam bir koruma sağlamıyor gibi görünmektedir. IgG tipi antikorlar çocukluk çağında baskınken, genç yetişkinlerde ve yaşlılarda güçlü IgG ve IgM tipi yanıtlar tespit edilebilmektedir. Klinik bulgulara göre farklı antikor yanıtları gelişebilir.
Objective: There is no definitive information yet about antibody kinetics produced in response to coronavirus disease-2019 (COVID-19) infection. It is essential to know the antibody levels in different patient groups. Our study compared the immunoglobulin M (IgM) and immunoglobulin G (IgG) type antibody levels developed against COVID-19 infection by age groups and first-time complaints.
Materials and Methods: IgM and IgG levels were investigated on the day of diagnosis and on the 21st day on serum samples with a point-of-care tests device in ninety-four COVID-19 patients. Antibody responses were evaluated according to age groups and clinical complaints.
Results: First day IgM levels than 21st day and 21st day IgG levels than the first day were significantly higher (p=0.006, p<0.001, respectively). IgG on the first day and IgM on the 21st day was positive (>1). While IgG type antibody response was dominant in children, it was found that a robust antibody response occurred in young adults and over 65 years of age.
Conclusion: Anti-spike severe acute respiratory syndrome-coronavirus-2 IgM antibodies remain positive for more extended periods, unlike known infectious agents, and measuring positive IgG values on the first day is insignificant in terms of protection against infection and appears specific to COVID-19. While IgG type antibodies dominate children, strong IgG and IgM type responses can be detected in young adults and the elderly. Different antibody responses may develop according to clinical findings.

7.
Tıbbi Bitki Tinaspora Cordifolia Primer İnsan Makrofajlarını M1 Fenotipine Polarize Eder
Medicinal Plant Tinaspora Cordifolia Polarizes Primary Human Macrophages into an M1 Phenotype
Asli Korkmaz, Duygu Sag
doi: 10.4274/tji.galenos.2022.70783  Sayfalar 34 - 45
Amaç: Tinospora cordifolia, çeşitli tıbbi özelliklere sahip bir bitkidir. Ancak T. cordifolia ekstraktının makrofaj polarizasyonu üzerindeki etkisi bilinmemektedir. Bu çalışmada, T. cordifolia ekstraktının primer insan monosit türevli makrofajların polarizasyonu üzerindeki etkisi ayrıntılı olarak incelenmiştir.
Gereç ve Yöntem: İnsan periferik kan mononükleer hücrelerinin monositlerinden türetilen makrofajlar (M0 makrofajlar), muamele edilmeden bırakıldı, ya da 50 μg/mL, 100 μg/mL, 500 μg/mL veya 1.000 μg/mL dozlarında T. cordifolia ekstraktı ile 2 saat boyunca önceden uyarıldı. Makrofajlar daha sonra 22 saat boyunca M1 (LPS, IFN-γ), M2a (IL-4) veya M2c (IL-10) makrofajlarına polarize edildi. M1 (HLA-DR, CD64, CD86) ve M2 (CD200R, CD206, CD163) yüzey belirteçleri akan hücre ölçer sistemi ile, M1 sitokin TNF, ELISA ile analiz edildi.
Bulgular: Verilerimiz, M0 makrofajlarında, T. cordifolia ekstraktı muamelesinin, M1 belirteci olan CD86’nın ekspresyonunu artırırken (p=0.0036), M2a belirteci olan CD200R’nin ekspresyonunu azalttığını gösterdi (p=0.0059). M2a ve M2c makrofajlarında, T. cordifolia ekstraktı, sırasıyla M2a belirteci olan CD200R (p=0.0098) ve M2c belirteci olan CD163’ün ekspresyonunu (p=0.0173) azalttı. İlginç olarak, T. cordifolia ekstraktı muamelesinden sonra, fagositik belirteçler CD64 (p<0.0001) ve CD206’nın (p<0.0001) ekspresyonları, M0, M1, M2a ve M2c makrofajlarında arttı. Son olarak, T. cordifolia ekstraktı muamelesi, M0, M2a ve M2c makrofajlarında TNF üretimini artırdı (p<0.05).
Sonuç: Sonuç olarak verilerimiz, T. cordifolia ekstraktının, CD64 ve CD206 fagositik belirteçlerini yükseltmesi ile birlikte, birincil insan makrofajlarını pro-enflamatuvar M1 fenotipine yönlendirdiğini göstermektedir.
Objective: Tinospora cordifolia is a plant with several medicinal properties. However, the effect of T. cordifolia extract on macrophage polarization is not known. Here we report a detailed analysis of the impact of T. cordifolia extract on the polarization of primary human monocyte-derived macrophages.
Materials and Methods: Macrophages, derived from human peripheral blood mononuclear cells monocytes (M0 macrophages), were either left untreated or pretreated with T. cordifolia extract at doses of 50 μg/mL, 100 μg/mL, 500 μg/mL, or 1.000 μg/mL for 2 h. Macrophages were then polarized into M1 (LPS, IFNγ), M2a (IL-4), or M2c (IL-10) macrophages for 22 h. M1 (HLA-DR, CD64, CD86) and M2 (CD200R, CD206, CD163) surface markers were analyzed by flow cytometry. The M1 cytokine tumor necrosis factor (TNF) was analyzed by Enzyme-linked Immunosorbent Assay.
Results: Our data demonstrated that in M0 macrophages, T. cordifolia extract treatment increased the expression of the M1 marker CD86 (p=0.0036), while it decreased the expression of the M2a marker CD200R (p=0.0059). In M2a and M2c macrophages, T. cordifolia extract decreased the expression of the M2a marker CD200R (p=0.0098) and the M2c marker CD163 (p=0.0173), respectively. Interestingly, after treatment with T. cordifolia extract, the phagocytic receptors CD64 (p<0.0001) and CD206 (p<0.0001) were upregulated in M0, M1, M2a, and M2c macrophages. Finally, T. cordifolia extract treatment enhanced the production of TNF in M0, M2a, and M2c macrophages.
Conclusion: Overall, our data suggest that T. cordifolia extract shifts the polarization of primary human macrophages into a pro-inflammatory M1 phenotype, with an upregulation of the phagocytic receptors CD64 and CD206.

EDITÖRE MEKTUP
8.
Çocukluk Çağı Aşıları ve COVID-19 Aşısında Aşı Tereddüdü ve Reddi
Vaccine Hesitancy and Refusal for Childhood Vaccines and the COVID-19 Vaccine
Pathum Sookaromdee, Viroj Wiwanitkit
doi: 10.4274/tji.galenos.2022.42713  Sayfalar 46 - 47
Makale Özeti | Tam Metin PDF

LookUs & Online Makale